100 yılı aşan tecrübe ve belirlediğimiz yüksek kalite standartları daima sağlıklı ve en lezzetli ürünleri üretebilmek için bizlere yol gösteriyor
Yönetici Özeti

BCFN Çift Piramit Raporu: Sürdürülebilir gıda seçeneklerinin yaygınlaştırılması

Haziran 2010’da yayınlanan Çift Piramit raporunun ilk basımı ile başlattığımız çalışmanın devamında BCFN giderek eksiksiz hale gelen verilerin de yardımıyla, sadece insanların sağlığı için değil, aynı zamanda çevreyi korumak için de gıda seçimlerine dikkat etmenin önemini sergilemek üzere yürüttüğü analizi güçlendirmektedir. Gıdaların besleyici özelliklerine dayanan Klasik Gıda Piramidi ile her bir gıdanın çevresel etkisine dayanarak konumlandırıldığı yeni Çevre Piramidi arasındaki kıyaslama, daha sık tüketilmesi önerilen gıdaların aynı zamanda gezegenin de sağlığını daha iyi koruyanlar olduğunu gösteriyor.

İNSAN SAĞLIĞI,
EKOSİSTEMLERİN
SAĞLIĞINDAN AYRI
TUTULAMAZ

Çift Piramit’in üçüncü baskısı beslenme konusundaki yakın tarihli yayınların özet bir incelemesiyle başlıyor ve referans olarak hangi diyet modeli kullanılırsa kullanılsın, diyetimizin temelinin bitkisel kaynaklı (meyve, sebze, tahıl, vb.) olması gerekirken, hayvansal kaynaklı gıdaların tüketiminde aşırıya kaçılmamasını vurguluyor.

Çeşitli ülkelerde (İtalya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, İsveç, Çin ve Türkiye) yapılan çalışmalar ve uluslararası kuruluşlarca yürütülen analizler gıdanın üretimi ve tüketimi, diyet gereklilikleri ve beslenme önerileri arasındaki mevcut bağlantının altını çizerken aynı zamanda insan sağlığının ekosistemlerin sağlığından ayrı tutulamayacağı kavramını da onaylıyor. Nüfusu artan, daha zengin ve daha şehirleşmiş bir dünyanın diyet ve beslenme gerekliliklerini karşılamak için, diyet sistemlerinin radikal dönüşümlerden geçmesi gerekiyor.

BESLENME DENGESİ VE
ÇEVRESEL
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
ARASINDA DOĞRUDAN
BİR İLİŞKİ VARDIR

Bu da bir ölçüde, sürdürülebilir diyetlerin yaygın olarak benimsenmesi sayesinde, doğal ve üretime dayanan kaynakların daha verimli kullanımı hedeflenerek olmalıdır.

Çevre verileri güncellemesi önceki baskıda olduğu gibi sunuluyor. Bu veriler gıdanın yaşam döngüsünün bütününe dayanıyor ve bu çalışma için seçilen üç özet gösterge dikkate alınarak bu gıdaların etkilerini özetliyor: Ekolojik Ayak İzi (gezegenin kullanılan kaynakları yeniden üretme yeteneğini ölçer), Karbon Ayak İzi (sera gazı emisyonlarını ölçer) ve Su Ayak İzi (su kaynaklarının kullanımını ölçer). Bu güncelleme beslenme dengesi ve çevresel sürdürülebilirlik arasında nasıl doğrudan bir ilişki bulunduğunu gösteriyor.  Bu baskıda tarımsal gıda üretimi zinciri boyunca azot dengesi olarak anlaşılan Azot Ayak İzi kavramı da sunuluyor.

İnsan davranışlarının sürdürülebilirliği açısından bu çalışmadan doğan bazı sonuçlar, olası iyileştirme alanlarının tanımlanması ve bu nedenle İtalyanların gıda tüketimi üzerine bazı veriler de sunulmakta. Örneğin protein bazlı gıdalarla ilgili veriler dikkate alındığında, halkın sadece yüzde 35’i baklagiller ve yüzde 31’i domuz eti yerken, yüzde 75’i sığır eti yemektedir, bunun anlamı bireylerin yaklaşık yüzde 65’i hiç baklagil yemezken, hiç sığır eti yemeyenlerin oranının yaklaşık yüzde 25 olması.

İTALYA’DA
SÜRDÜRÜLEBİLİR
BESLENME DAHA ÇOK
PARA HARCAMA
ANLAMINA GELMEZ

Resmi tamamlamak üzere, Fransa, İtalya, Türkiye, Büyük Britanya, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ve Meksika’da tipik ailelerin haftalık alışverişi çevreye olan etkileri tahmin edilerek analiz edilecektir.

Bu baskıdaki en yeni böüm çeşitli gıda diyetlerinin fiyatları üzerine bazı görüşler hakkında. Bu tartışma, Dünya genelindeki bir ekonomik kriz döneminde özel ilgi gösterilmesini hak eden bir tartışma. Çevre konularının analizinde olduğu gibi, bu bölümde de kamuya açık bilgi kaynakları kullanıldı. Böylece İtalya’daki tipik diyetler için fiyat tahminleri yapıldı, aynı besin değerine sahip olanlardan hayvansal protein kaynağı açısından zengin menülerin (et ve özellikle balık) maliyetinin biraz daha yüksek olduğu görüldü. Sonuçlar başka ülkelerde de (Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Büyük Britanya) yürütüldü. Diğer araştırma çalışmalarının sonuçlarıyla kıyaslandığında durumun benzer olduğu görülüyor. Gerçekten de bazı ülkelerde, bu durum farklı hesaplama kriterleri kullanımıyla (protein başına fiyat, gram başına fiyat, vb.) en azından kısmen düzeltilebilse bile, sürdürülebilir diyetlerin aileler için daha pahalı olduğu görülüyor.

Ek analizin istenebileceği bazı sektörlerden ayrı olarak Akdeniz diyetinin, gıdalar makarna, baklagil, belirli sebze türleri, yağ ve kurutulmuş meyve gibi yüksek besin değerine sahip ve düşük maliyetli olanlar tercih edilerek sağduyulu bir şekilde seçildiği sürece en ucuz seçenek olduğu her durumda onaylanabilir. Özellikle düşük yağlı süt ürünleri ve yumurta en az pahalı protein kaynağıdır. Doğru kalori ve besin alımını sınırlı maliyetle sağlamada en iyi yöntem mütevazı bir et ilavesiyle zenginleştirilmiş, sebzeye dayanan tek öğün bir yemeğin oluşturulmasıdır.

BCFN SÜRDÜRÜLEBİLİR
BİR DİYET İÇİN EN
UYGUN YOLLARI
TANIMLAMAYA ÇALIŞTI

Bu nedenle, sürdürülebilir beslenmenin kesinlikle daha çok para harcamak anlamına gelmesi gerekmez. Fakat genellikle ailelerin gıdanın seçimine ve hazırlanmasına ayırdıkları zaman açısından ek çaba göstermesini gerektirir.

Bu çalışmada BCFN sürdürülebilir diyet kavramını halk arasında yaygınlaştırmak üzere en etkili yolları tanımlamaya çalışarak bir adım daha atmak istedi. Reklamın rolü (gıda reklamları) ve kitle iletişim araçları kanalıyla (sosyal iletişim) diğer grup eğitimi türleri üzerine bazı görüşler sunarak, günümüz ailesinin tüketici eğitiminde ne ölçüde halen ana enstrüman olabileceğini anlamak için evde yemek yeme davranışı üzerine yapılmış bazı araştırma çalışmaları analiz edildi.

Ev dışında yenen öğünler konusunda BCFN ve diğer gruplarca talep edilen bir çalışma halkı daha sürdürülebilir satın almalar yapmaya teşvik etmede dağıtımcıların rolünü vurgulamaktadır. Çalışmalar genelde bir gıda eğitimi stratejisi geliştirirken gıda hizmetlerinin (özellikle okullar ve şirket kantinlerinde) yanı sıra dağıtımcılara odaklanmanın uygun olacağını göstermektedir.

Sağlıklı yemek yeme alışkanlıkları sağlamaya yardımda ailenin kendisi artık yeterli değildir: motivasyon ve zaman ve belki de yeterli bilgi ve bilincin eksikliği nedeniyle, anne babalar doğru rehberlik sağlamada veya beslenme açısından mesajları genellikle dengesiz olan reklamların etkisini geçiştirmekte veya dengelemekte artık yetersiz kalmaktadırlar. Bu nedenle yapılması gereken, en uygun mesajları vermek için kuruluşları, üreticileri ve dağıtımcıları bir araya getirecek büyük bir sosyal çabadır. Bu raporda özet olarak açıklanan, dünyanın farklı yerlerinde yürütülen bazı ilginç vakalar örnek alınarak da bu yapılabilir.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız. (İngilizce)